Seni, anlatabilmek
seni. İyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze, Kahpe yalana.
Ard- arda kaç
zemheri, Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu. Dışarda gürül- gürül
akan bir dünya... Bir ben uyumadım, Kaç leylim
bahar, Hasretinden prangalar eskittim. Saçlarına kan gülleri
takayım, Bir o yana Bir bu yana...
Seni bağırabilsem
seni, Dipsiz kuyulara, Akan yıldıza, Bir kibrit çöpüne
varana, Okyanusun en ıssız dalgasına Düşmüş bir kibrit
çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin, Yitirmiş
öpücükleri, Payı yok, apansız inen akşamlardan, Bir kadeh, bir
cıgara, dalıp gidene, Seni anlatabilsem seni... Yokluğun, Cehennemin
öbür adıdır Üşüyorum, kapama gözlerini...
her şey yapılabilir bir beyaz kağıtla uçak örneğin uçurtma mesela altına konulabilir bir ayağı ötekinden kısa olduğu için sallanan bir masanın veya şiir yazılabilir süresi ötekilerden kısa bir ömür üzerine.
bir beyaz kağıda her şey yazılabilir senin dışında güzelliğine benzetme bulmak zor sen iyisi mi sana benzemeye çalışan her şeyden bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor belki tabiattadır çaresi senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin ve benim bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim anlarım bitkiden filan ama anlatamam toprağın güneşle konuşmasını sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla
sen bana ışık ver yeter bende filiz çok köklerim içimde gizlidir gelen giden açan soran bere budak yok bir şiir istersin “içinde benzetmeler olan” kusura bakma sevgilim heybemde sana benzeyecek kadar güzel bir şey yok
uzun bir yoldan gelen tedariksiz katıksız bir yolcuyum yaralı yarasız sevdalardan geçtim koynumda bir beyaz kağıt boşluğu her şeyi anlattım olan olmayan acıtan sancıtan bilsem ki sana varmak içindi bütün mola sancıları bütün stabilize arkadaşlıklar daha hızlı koşardım severadım gelirdim gözlerinin mercan maviliğine
sana bakmak suya bakmaktır sana bakmak bir mucizeyi anlamaktır
sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır aşk sorgusunda şahanem yalnız kelepçeler sanıktır ne yazsam olmuyor çünkü bilenler hatırlar hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar bahçıvanlar değil tüccarlardır sen öyle göz sen öyle toprak ve güneş ortaklığı sen teninde cennet kayganlığı iken sana şiir yazmak ahmaklıktır
bir tek söz kalır dişlerimin arasından ben sana gülüm derim gülün ömrü uzamaya başlar
verdiğim bütün sözler sende kalsın isterim ben sana gülüm derim gül sana benzediği için ölümsüz yazdığım bütün şiirler sana başlayan bir kitap için önsöz sana bakmak bir beyaz kağıda bakmaktır her şey olmaya hazır sana bakmak suya bakmaktır gördüğün suretten utanmak sana bakmak bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır sana bakmak allah’a inanmaktır
beni güzel hatırla bunlar son satırlar.... farzet ki bir rüzgardım esip geçtim hayatından ya da bir yağmur sel oldum sokağında sonra toprak çekti suyu... kaybolup gittim belki de bir ruyadım senin için uyandın ve ben bittim....
beni güzel hatırla çünkü sevdim seni ben herşeyini.... sana sırdaş oldum dost oldum koynumda ağladın yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini beni üzdün kınamadım alışıktım vefasızlığa el oldun aldırmadım...
beni güzel hatırla sayfalarca mektup bıraktım sana... şiirler yazdım her gece çoğunu okutmadım sakladım günahını sevabını içimde sessizce gittim... senden öncekiler gibi sen de anlamadın.....
beni güzel hatırla sana unutulmaz geceler bıraktım sana en yorgun sabahlar... gülüşümü.... gözlerimi... sonra sesimi bıraktım en güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka.... söylenmemiş merhaba'lar sakladım her köşeye vedalar bıraktım duraklarda... ne ararsan bir sevdanın içinde fazlasıyla bıraktım ardımda....
beni güzel hatırla dizlerimde uyuduğunu düşün saçını okşadığımı üşüyen ellerini ısıttığımı mutlu olduğun anları getir gözünün önüne alnından öptüğüm dakikaları...... birazdan kapını çalan kişi olabileceğimi düşün şaşırtmayı severim biliyorsun? bu da sana son sürprizim olsun: şimdi seninle yaşan günleri ateşe veriyorum beni güzel hatırla gidiyorum.....